31 Ekim 2013 Perşembe



İnsan bazen ne yapacağını hiç bilmediği bir boşluğa düşer. İşte şu an ordayım. Ne yapacağımı ve nereye gideceğimi bilmiyorum. Sürekli tavsiyeler dinleyip hiçbirini beğenmeden yine rotasız şekilde yol almaya devam ediyorum. Hayat çok boktan.

SAÇMA


Benden size bir akıl.
Aklın varsa tek takıl.

              Çok şaçma bir söz bence. Kendisine birisini ayarlayamamış bireylerin uydurduğu manyakça bir laf. Benim durumum farklı ben insanlara güvenip arkasından işler çevrilen salak bir adamın. Safım yani. Saf derken temiz anlamında değil kesinlikle. bildiğin salak işte ya . Vur ensesine al ekmeğini dedikleri cinsten yani. O yüzden yalnızım ya da yalnızlığı tercih ediyorum. Çevremdeki insanlar ya arkadaş edin kendine böyle olmaz diyorlar. Yalnız hayat geçmezmiş. E ben haksız mıyım ama yalnız olmakta. Bu saatten sonra arkamdan iş çevirecek insanların hayatıma girmesini neden isteyecekmişim ki. Neden insanlara güvenecekmişim . Tabi güvenmicem. Ama yalnızım diye de sızlanmayı bırakmam lazım. Onu bırakamıyorum işte. Herkes arkadaşları olmasını ve onlarla birşeyler paylaşmayı ister. Yeni arkadaşlıklar güzeldir. Güvenirsin. Güvende hissedersin kendini. Arkandan iş çevrilene kadar ya da kötü güne kadar .
             Yeni evimize taşındığımız lise 2. sınıfa kadar tek arkadaşım vardı. Tabi birçok çocukla oynardık mahallede ama herşeyimi paylaştığım ve benimle herşeyini paylaşan tek insan vardı. Kötü günüme kadar babam öldüğü zaman sevme ihtiyacı hissettim. Yalnız kalmaktan korkmuştum . Ama o zamana kadar beni sevdiğini düşündüğüm insanların sanki acı mı paylaşmıyor gibi bir halleri vardı. İnsanlar bencildir. Sonra yalnızlıktan korkmaktan vazgeçip korkumun üstüne gittim. Yanlızlık en büyük düşman gibi görünüyordu ama en büyük dostummuş. Onu farkettim.
             Zaten bu psikolojisi bozuk halimde hep babam öldükten sonra çıktı ortaya . O olay beni ya psikolojik bir hastalığa sürükledi ya da gerçekleri görmemi sağladı. Hangisi bilmiyorum ama artık 19 yaşında değilim. Ben hep çocuktum. 19 yaşında büyüdüm. Biranda oldu büyümem. Çok temiz iş oldu ama. Bide insanlar doğunca başlayan büyüme evresini ölene kadar tamamlamaya çalışırlar. Ben farklıyım. AAnlık oldu büyümem.
             Ama yinede iyi insanım ben. Gerçekten öyleyim, öyleydim. Arkadaşım olmamasına rağmen yardım ederim insanlara. Bunu geçen ay tanıştığım yeni iş arkadaşıma da yaptım. İş arkadaşı :) Ne ilginç bir söz öbeği aslen arkadaşlık anlamı taşımaz çünkü 657 de çalışanlar arası işbirliği önemli olduğu için çıkarılmış zorunlu bir arkadaşlık şeklidir. Bir şey kanunda varsa zorunluluktur zaten neyse yardımcı oldum. Birlikte birşeyler yapacaktık aslında tek yapacaktım açıkçası ama birlikte yapsak ne olacak diye düşünmüştüm. İyilik etmek yani. Sonra sırtta bıçak varmış, saplanmış farketmek için rahatça geriye yaslanmam gerekiyormuş. Rahatça yaslanmak isterken farkettim. Arkamdan işler çevrilmiş iş olmuş bitmiş ve ben bu durumu taa sonralarda farkettim. Hep susarım ben. Hakkım yensede susarım. Korkarım çünkü o kadar ince hesap yapan adam bir şekilde üste çıkar diye düşünürüm bu sefer susmadan ama bağırmadan da sitem eder gibi olayım derken, o uyanık adam kendini bir şekilde haklı çıkaracak cümleleri seçti. Haklı değildi , savunmasını kim dinlerse dinlesin onu haklı bulmayacaktı. Ama yine sustum. Şimdi ne yapacağım biliyormusunuz? Halk arasında Piçlik dediğimiz o şerefsizlikleri. Ama bana da hak verin 23 yıl o adam olamadım ben. Şimdi olmam lazım yoksa böyle geçmeyecek hayat. Bir laf var . eğer istersem piçin allahı olur, kitap indiririm. Eğer yoksa da ben dedim işte var artık o laf. Çok kötü hissediyorum. Evet ya yapıcam bunu neden bu kadar yıl bekledim ki zaten. Neden hep temiz çocuk ben oldum. Nedense bir an önce bu nedenleri bulup yok etmem lazım. Benden sana bir akıl. aklın varsa tek takıl. Güzel bir söz değil . Saçma . Çok saçma ben daha güzelini söyledim o lafın. Hiç arkadaşım yok olmayacakta. Nasıl emin olabiliyorum? Emin değilim ama Bu yolda savaşmak lazım. Arkadan bıçak yiyeceğime yüzyüze savaşmam lazım . Ve piçin allahı olmak lazım artık. Benimle aynı şekil düşünen aynı olan her insan -ki benim gibi 2. bir insan yok bence :) - yapmalı bunu. ARTIK PİÇ DEVRİ BAŞLASIN.

30 Ekim 2013 Çarşamba

ORUSPULARI VE ÇİNGENELERİ SEVERİM


 Birkaç gündür içimden gelen kimseyle konuşamadığım veya konuşmak istemediğim birtakım yazılar yazıyorum. Okuyan var mı bilmiyorum ama sevdim bunu. :)

         Güzel bir söz var çoktandır bildiğim ve çok sevdiğim. Az önce aklıma geldi sebepsiz yere. Üstad  Charles Bukovski şöyle demiş.'Orospuları ve çingeneleri severim. Biri namuslu numarası yapmaz, diğeri milliyetçi ayağına yatmaz.'
        Güzel bir söz söylemiş gerçekten usta. Şuan yaşadığım toplumda bu insanları gördükçe ister istemez bu sözler aklıma gelir ve hayranlıkla onları izlerim.Acaba Bukovski de bu insanların diğer insanlardan farklı olduğunu söylerken onları sevdiğini söylerken bu insanların diğer insanlardan daha akıllı ve üstün olduğunu düşünmüş müdür? Ben öyle düşünüyorum açık söylemek gerekirse.İlginç karakterli bu dünyanın farkına varmış bir kızla tanışmıştım. Yaklaşık yarım sene geçti üzerinden bu olayın. İlk gün beni çok mutlu etmişti. Kadınlığını çok güzel kullanmıştı ve beni etkilemeyi başarmıştı.Otel benzeri bir yerde kalıyorum 2 yıldır. Aynı gün gece 11 de otelde kaldığım odama geçmiştim. O kız yan odamda kalıyordu. Telefonum çaldı arayan resepsiyonist beyfendiydi. Beyfendi dediğime bakmayın ama kendisi kız 2 3 haftadır otelde kaldığı için kızı daha önceden tanıyan birisi ben yeni tanışmıştım. Bana telefonda bir aşağı gelsene dedi. İlginç bir durum değil mi resepsiyonistin müşteriyi ayağına çağırması. Bana da biraz tuhaf geldi ama bir ineyim bakalım bişey mi var acaba diye düşündüm. İndim ve bu resepsiyonist beyfendi bana o kızın odasına girdiğimi onunla yattığımı delikanlı gibi itiraf etmem gerektiğini söyledi masasındaki muhtemelen ses kaydı açık olan telefonu farketmediğimi düşünerek. Düşündüm ama bunları ne ara yaptığımı anlayamadım.Ama aslında olmayan bu olayı bana itiraf ettirerek yapmak istediğinin oruspu diye tabir ettikleri o akıl küpü arkadaşla kendileri yatmak istemeleriydi. Kendilerinden kasıt aynı otelin restoranında çalışan o işe yaramaz garson, yine kendi akrabası olan diğer resepsiyonist bey ve kendisiydi. Biraz tartışmadan sonra Seni üst amirine şikayet edince şuan söylediklerinin arkasında dur dedim ve arkamı dönerek gidecektim ki arkamdan sen onu yaparsan bizde yapacak bişe buluruz diyerek tehditvari bir şekilde konuştu. Ertesi gün o zamanlar dost sandığım o resepsiyondaki piçin bak şimdi sen buralarda teksin(yani buralı değilsin) bu kızın sevgilisi var bu laf onun kulağına giderse seni döverler belki öldürürler diyerek akşam duyduğum tehdidi desteklemesi ve buralı olmadığımı söyleyerek milliyetçi söylemlerde bulunması Charles Bukovki ustayı aklıma getirmemişti. Ben daha sonraları anlayacaktım o kızın gerçekten kötü niyetli olduğunu ve o dost sandığım insanlarında bir kız için herşeyi yapacaklarını. Şimdi söyleyeceğim çok tuhafınıza gidebilir ama ben ondan sonra ne zaman bu adamlarla konuşsam -bu arada yaptığım şikayet sonrasında tehditler savuran resepsiyonist işten atılmıştı- o kızdan oruspu diye bahsetmeleri ve o kızında o çocuklar hakkında onlar şerefsiz arkamdan konuşuyorlar demesiydi. Bu tuhaf olmayabilir ama ben bu kızın amacının aşk olmadığını anlayınca ondan uzaklaşmıştım ve birbirlerinin arkasından ne namus ne de şeref bırakan bu gruplar beraber takılmıştı ve ben 2 haftalık aradan sonra yine yalnız bir adam olarak kalmıştım.Daha sonra benimle oynadığını farkedipte uzaklaştığım bu kız o dost sandığım adamları o kadar güzel kullandı ki o kızı hayranlıkla izlemeye başlamıştım bir süre sonra . sizce hayran olunmayacak bir kız mı? Kendi arkasında oruspu dediklerinin net bir şekilde farkında olan bu akıllı kız Al sana kaya Nereye dayarsan daya dercesine o kadar güzel bir şekilde kadınlığını kullanıp o adamları benim gözümde rezil etti ki anlatamam. Ama o kızla bende bir süre takıldım çok samimide olduk ve hiç birlikte olmadım. Tabi bu durum yine aynı arkadaşlarım arasında dalga konusu olmama yetmişti. O kadar masraf ediyosun masraf dedikleri şey arada bir yemek ısmarlama ve çay içince hesap ödeme dediğimiz şey oluyor bir kızı yatağa atamadın kız senin paranı yiyip gidip o adamla yatıyo şeklindeki söylemlerine bir süre katlandım. Ha bide bu kızın evli bir adamın metresi olduğunu söylemeyi unuttum size. Tüm bunlara rağmen o kızı seviyordum çünkü çok akıllıydı.Buralardan gittiğinde arkasında 5 tane salak bıraktı :) Benide onlar arasında koyabilirsiniz ama ben bu olayda o kadar çok masumdum ki anlatamam size bir gün sahilde otururken kız bir ara birkaç saniyeliğine dudaklarıma yapıştı kendimi çektim. O an geçmiş hayatımı düşünmüştüm genelde bunu isteyen hayal eden ben olurdum ama şuan fırsatım olmasına rağmen kaçmıştım. Şuan neden kaçtım diye sorunca kendime cevabını bulamıyorum.Galiba o kızın bana verecekleri benim aradığım şey değildi ilişkide sex önemli birşey gibi dursada beni gerçekten sevmeyen ve benimde sevmediğim bu kızla öpüşmek sevişmek ne kadar zevkli olabilirdi ki ? Galiba hiç . Eşcinselmisin sen ya şeklinde düşünebilirsiniz -bir arkadaşıma söylediğimde onun yorumu bu olmuştu :)ama ben böyle bir ilişkiyi hiçbirzaman istemedim bundan sonrada istememeyi ümit ediyorum. kızın bu şekilde tavırları devam ettikçe aklım biraz karışmıştı itiraf etmek gerekirse ama bu durumu faretmem kızla görüşmeyi kesmeme sebep olmuştu zaten. Neyse işte tek bir örnekle masum olduğumun kanıtı. Bu şekilde onlarca hamle olduğunu düşünürsek iyi dayanmışım ben :)Herşeye rağmen severim o kızı. Şu an bile seviyorum. Şimdi kimbilir hangi salağı kullanıyordur.Aslında meseleyi anlamak için iktisat bilmek yeterli mesele arz talep meselesi. Memleketimizdeki abazan sayısı çok fazla olunca bu şekilde insanlar çıkmak zorunda. Say yasası ne der bilirsiniz Her arz, kendi talebini yaratır.Tam tersini düşünürsek yani sağlamasını yapacak olursak Her talepte belli bir seviyeye çıkınca bir şekilde arz gerektirecektir.

         Bende oruspuları ve milliyetçileri severim. Ama biraz daha iktisadi düşünerek oruspuların belli bir seviyeye ulaşmış talebe karşılık ortaya çıkan arz olduğunu düşünüyorum. Ve talebin fazla arzın az olduğu piyasada ürün fiyatını daha yüksek olacağı ve arz sahiplerinin piyasayı elinde bulundurduğu gerçeğini düşünürsek bu kadar abazanın olduğu ülkemizde VAROLSUN ORUSPULAR ki kendisini kadınlardan üstün gören o erkek cinsinin aşağıda olduğunu düşündüğü kadın ırkı için nasıl şebeklik yaptığını görüp ibret alalım. Erkeği üstün kadını düşük bir insan olarak gören o yaratıkların düşük gördüğü o insan için nasıl HAYVANLAŞTIKLARI hepimize ibret olmalı.

             ORUSPULARI VE ÇİNGENELERİ SEVERİM. ÇÜNKÜ BİRİSİ NAMUSLU NUMARASI YAPMAZ, DİĞERİ MİLLİYETÇİ AYAĞINA YATMAZ.

                                                                                       CHARLES BUKOVSKİ

OF






Söz dururken aklımdan geçenler 
Birer birer göz yaşımda biriktiler 
Uzun uzun ağlarken terkedilenler 
Birer birer yalnızlığa yürüdüler 
Giden döner mi bu acı geçer mi 
Yarım kalan da bir şey eder mi 
Of, of, of, of, of. 
Var mı dünyada, yok beklemeyen 
Var mı dünyada, yok özlemeyen 
Var mı dünyada, yolunu gözlemeyen 
Yok mu dünyada, sevipte söylemeyen 
Of, of, of, of, of... 
Var mı dünyada, yok beklemeyen 
Var mı dünyada, yok özlemeyen 
Var mı dünyada, yolunu gözlemeyen 
Yok mu dünyada, sevipte söylemeyen 
Of, of, of, of, of, of... 
Giden döner mi bu acı geçer mi? 

Kaçınılmaz Son

Bazen ölmek daha iyi mi diye düşünüyorum. Yani hayatta kalmakla ölmek arasındaki tek fark yaşarken acı çekmek olabilir mi ? Yok yok ciddi ciddi düşünüyorum bazen ama kesinlikle cesaretim yok yapamayacağım birşey için çok fazla zaman harcıyorum bence. İnsanlar tarafından taktir edilme isteğim yok açıkçası ama insanlar tarafından aşağılanmayı da hak etmiyorum . Sadece ben değil ki hiçbir insan aşağılanmayı haketmiyor. Tuhaf hissediyorum kendimi ya. Şuan gerçekten hissettiklerimi açıklayacak kelime dağarcığım yok maalesef. Çok uzaklarda olmak isterdim . Amerikada mesela İngiltere de olabilir . Farklı toplumları tanımak isterdim . Dillerini öğrenebilmek isterdim. Eğtim sistemimiz sağolsun 'aym fayn tenk yu ' dan sonrasını öğrenemedik. Yapacak bişe yok galiba. Hiçbirzaman o istediğim hayatı yaşayamam ben. Aslına bakarsak belki yaşarım gereken tek şey birazcık cesaret. Çelişkiye baksana istediğim gibi yaşamak içinde ölmek içinde gereken şey aynı gibi. CESARET .
         Yapamam tanrı babamı aldıktan sonra sadece kendimi düşünmeyi bıraktım. Hiçbir zaman kendimi düşünen bir insan olamamıştım aslında. Tam biraz farklı düşünmeye başlamışken gelecekle ilgili hayaller kurmaya başlamışken gitti babam. Bu tanrının 'otur oturduğun yerde eşek sıpası' demesiydi galiba. Çok kısa bir süre cesaret denen şeyi tadabildim. Çok leziz bir duygu olduğunu inkar edemem ama. Cesaret yapabileceklerimizin giriş kodu gibi birşey. Araba kontağıda olur, teşbihte hata olmaz derler. O olmadan yapamıyoruz hiçbirşeyi. Sistemin çalışması için kodun girilmesi arabanın çalışması için kontağın çevrilmesi nasıl gerekiyorsa yaşayabilmemiz için de cesaret gerekiyor bize. Galiba hiç bir zaman o cesareti bulamam kendimde. 23 yaşındayım intihar edecek cesareti bulamazsam-ki muhtemelen hiçbir zaman o cesareti bulamam- üç yıl daha yaşayıp düzensiz hayatı olan her sigara tiryakisi gibi akciğer kanseri olup tedavi için en fazla 1 yıl uğraşıp tedavi sonuç vermeyince öleceğim.23+3+1 Kaç yaptı 27 mi? Galiba öyle birşey çok uzun ve güzel bir ömrüm yok önümde. Kendimi kandırmamalıyım. Hiçkimse kendini kandırmamalı. Kaçınılmaz son bu.

29 Ekim 2013 Salı

       2 yıldır ailemden çok çok uzakta yaşayan bir insanım. Arada bir 1 er haftalık tatillerle evime gittim. Arada bir dediğimde 3 defa çok fazla değil yani. Neyse hikayeme gelecek olursak izne gittiğim bir akşam yine ailedeki muhalif olarak yada muhalif demek yanlış olur düşüncesi diğer aile bireylerinden farklı olan biri olarak ailemle koyu bir sohbetin içine düşmüştüm. Annem görüşlerimi dinledikçe bana acıyarak bakar. Ona göre çok yanlış düşünüyorum ve cehennemde yanacağımdan çok korkuyor. Anne her yerde annedir. Dünyada da, cennette de, cehennemde de... Doğru yolu bulmamı çok istiyor. Yani kendi doğru bildiğini benimde doğru kabul edip sorgulamamı istiyor desem daha doğru olacak. Ama işin tuhaf tarafı dünyadaki tüm anneler de aynı şeyi istiyor. Yani hristiyan bir anne de, musevi bir anne de, türk bir anne de ermeni bir anne de en doğru inancın kendisinin inancı olduğunu söylüyor. Kadın erkek ilişkileri üzerine bir konuşma açılması için annemin 'Oğlum sana da birini bulalım da artık sende kendine düzenli bir hayat kur' demesi lazımdı ve söyledi. 'Oğlum sana da birini bulalım da artık sende kendine düzenli bir hayat kur'  :)
       Tabi beğendiğin birisi var mı? Kendine birisini bul artık  gibi insanı evliliğe teşvik edecek cümleler havada uçuştu. Tabi evliliği düşünmeyen bir insan olarak bu konuyu ti ye alarak konuşmaya başladım vazgeçmeleri en doğru şeydi. Bu arada evliliğin yaş değil akıl işi olduğunu düşünürüm ama yaş işi olduğunu düşünsem de daha 23 yaşında olduğum için pek aklıma yatmayacak bir olaydı evlilik.  Tamam dedim evlenirim ama kız zengin olsun dedim yoksa evlenmenin ne mantığı var dedim. Zengin olmayacaksa da çok güzel olsun sonuçta bende sürekli onla olacağım için baktıkça etkilenmem lazım gibi cümleler kurdum.Konuyu bariz bir biçimde ti ye alıyordum. E bi şekilde vazgeçeceklerdi :) .
          İşin doğrusunu söylemek gerekirse aslında hayalimdeki kadın çok güzel ve zengin bir kadın değil. Sadece biraz anlayışlı ve Beyimdir ne yapsa yeridir düşüncesinde olmayan kendi düşünceleri olan ve bu düşünceleri savunabilen özgür ruhlu bir kadın. bu arada öyle bir kadınla birlikte olamadım daha. Bu özelliklere sahip gibi görünen tek bir kadın vardı. O da evli 37 yaşındaydı. 23 olduğumu düşünürsek bu pekte toplumun kabul göreceği bir olay değildi. Ama ilginç olan şey aynı toplumun 13 yaşında bir kız çocuğunun 50 yaşında bir adamın 2. 3. hatta 4. karısı olmasını normal bir durum olarak görmesi ve bu duruma ses çıkarmamasıydı. Bu ruh hali bozuk toplum yüzünden belki de aşık olabileceğim bu kadınla konuşup arkadaşlığımı ileri götürmeyi düşünmedim bile. Bir de evliydi tabi ki. Ama toplum kuralları ve ailelerimizin yaşamamızı istediği bazı şeyler vardır ve içimden sadece KAHROLSUN BAĞZI ŞEYLER demek geçiyor bazen.
           Yine aynı akşamın konuşması sırasında zengin biri ya da çok güzel birisini bulun evleneyim dedikten sonra ablamın bana iğrenç bir yaratıkmışım gibi bakıp 'Böyle düşünen biriyle ben evlenmezdim' diyerek yüzümün kıpkırmızı olmasını sağlaması hayatta en çok üzüldüğüm anı yaşamama sebep olmuştu. Oysa konuyu ti ye alıyordum nasıl anlamadı ki. Düşünüyorum ama bulamıyorum bir türlü. Zaten o şekil düşünen bir adamla bende evlenmezdim. Ablam  mantıklı olanı söyledi ama üzülmüştüm. Beni bu dünyada en çok sevenler ailemdi. Ama aynı oranda beni en çok anlayan kişide Ablamdı. Beni en çok anlayan insanın gerçek düşüncelerimi bilemeyipte söylediklerim üzerinden benimle ilgili yorumlar yapması çok canımı sıkmıştı.Ama düşüncelerimle söylediklerimin aynı şeyler olmaması onların suçu muydu? Toplum bizi bu hale getirmedi mi ? Gerçekten sevebileceğim bir kadını aileme anlatamamam kesinlikle ne benim ne de ablamın suçuydu. Evet ya benim suçum anlatmamam olabilir ama anlatamamam olamaz kesinlikle.  Zaten ablamın söylediği o laftan sonra sohbet çokta uzun sürmedi kısa sürede tükendi. Hayatımda beni en etkileyen söz olmuştu o. Sanki seninle kim evlenir der gibi. Şöyle de birşey var tabi tip olarak ta pek birşey vaadetmediğimi düşündüğüm için zaten birçok kızın hayalindeki adam değildim.Bu lafın beni çokta etkilememesi lazımdı ama bu söze çok üzülmüştüm. Olsun toplum böyle istiyor. Sürekli farklı düşünenleri veya düşündüğü farklı şeyleri söyleyemeyip saçmalayan insanları utandırıp. küfredip, şiddet kullanıp vs. düşüncelerinden vazgeçirmek bir toplumun en büyük görevidir.

         Ablam evlendi bu arada o laftan 3 ay sonra. Onun için isteğim şey onun çok ama çok mutlu olması. O benim tek kız kardeşim ve annemle birlikte dünyada en sevdiğim kadındır. Bazen beni üzselerde düşüncelerimiz birbirinden biraz farklı olsada onlar benim CANIMDIR.Onlar sadece hiç farkında bile olmadan toplumun kendilerine yüklediği o farklı düşünceyi yok etme görevini uyguluyorlar.

                                

ÖLMEK



Ölmek, uyumak sadece!
Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü.
Çünkü, o ölüm uykularında
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanları?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.